<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zayıflama, Zayıflama İlaçları, Kilo verme, Zayıflama Yöntemleri, Sağlıklı Zayıflama &#187; sağlik</title>
	<atom:link href="http://www.zayiflama-ilaclari.com/t/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com</link>
	<description>Zayıflama, zayıflama yöntemleri, bölgesel zayıflama, kilo verme, diyet, zayıflama ilaçları ve hapları için gerekli tüm bilgi burada.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Oct 2011 11:28:36 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>en yaşlı hücremiz 15 yaşında</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/en-yasli-hucremiz-15-yasinda.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/en-yasli-hucremiz-15-yasinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 14:20:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[adiposit]]></category>
		<category><![CDATA[en yaşlı hücremiz 15 yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[şişman]]></category>
		<category><![CDATA[yağ hücreleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Bilim adamları dokuların hayat sürelerini araştırdı.
Vücudun doğumdan ölene kadar sürekli yenilendiği, vücuttaki en yaşlı hücrenin 15 yaşında olduğu bildirildi. İsveçli bilim adamları, arkeoloji ve paleontolojide kullanılan karbon 14 yönteminden yola çıkarak bazı dokuların “hayat sürelerini” araştırdı.Bazı hücrelerin DNA`sında bulunan karbon 14 düzeyini ölçen ve insan
vücudundaki hücrelerin çoğunun 10 yaşından küçük olduğunu gören araştırmacılar, hücrelerin en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-182" title="hucre03" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/hucre03-300x198.jpg" alt="" width="240" height="158" />Bilim adamları dokuların hayat sürelerini araştırdı.</p>
<p>Vücudun doğumdan ölene kadar sürekli yenilendiği, vücuttaki en yaşlı hücrenin 15 yaşında olduğu bildirildi. İsveçli bilim adamları, arkeoloji ve paleontolojide kullanılan karbon 14 yönteminden yola çıkarak bazı dokuların “hayat sürelerini” araştırdı.Bazı hücrelerin DNA`sında bulunan karbon 14 düzeyini ölçen ve insan<br />
vücudundaki hücrelerin çoğunun 10 yaşından küçük olduğunu gören araştırmacılar, hücrelerin en yaşlısının 15 yaşındaki, en yavaş kendini yenileyen, bağırsak çeperindeki ve kaburga kemiğinin üzerindeki kas hücreleri olduğunu belirtti.</p>
<p>Araştırma, bölünerek çoğalamayan ve kendini yenileyemeyen tek hücre olan nöronlarının (sinir hücresi) kişiyle aynı yaşta olduğu iddiasını da doğruladı.Ancak hücreler yenilense de bunun yaşlanma sürecini engellememesinin nedeni halen sır. Bazı bilim adamları, hücrelerin belli sayıda bölünebilmeye programladığı görüşünü savunuyor.</p>
<p>İsveçli başka bir ekibin yakın zamanda yaptığı araştırma, obezitenin ve rejimden sonra aynı kilonun korunmasında zorlanmanın nedeninin hücre yenilenmesinden kaynaklanabileceğini göstermişti. Bu araştırma, yağ hücrelerinin (adiposit) toplam sayısının vücutta sabit kaldığını, rejimin mevcut yağ hücrelerini zayıflattığını, yenilenenleriyse etkilemediğini ortaya koymuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/en-yasli-hucremiz-15-yasinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>5 günde kanser tedavisi</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/5-gunde-kanser-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/5-gunde-kanser-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 14:02:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[5 günde kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[5 günde kanser tedavisi yapılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gökdelen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[new york]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[
6 ay ömür biçilen hastalar 3 yıl yaşadı.
Dünya Sağlık Örgütü kanser vakalarının artacağına dair uyarılarda bulunuyor. Ama hemen panik olmayın, dünyada binlerce merkezde korkularımızı hafifletecek buluşlar yapıyor. Yeni gelişmeleri öğrenmek için Amerika`nın en önemli kanser merkezlerinde araştırmalar yaptık. New York`ta kanser konusunda çalışma yapmak için özel bir gökdelen hazırlanmış. Burada denenen yeni tedavi yöntemleriyle hastaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-169" title="kanser1" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/kanser1-300x240.jpg" alt="" width="240" height="192" /></p>
<p><strong>6 ay ömür biçilen hastalar 3 yıl yaşadı.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü kanser vakalarının artacağına dair uyarılarda bulunuyor. Ama hemen panik olmayın, dünyada binlerce merkezde korkularımızı hafifletecek buluşlar yapıyor. Yeni gelişmeleri öğrenmek için Amerika`nın en önemli kanser merkezlerinde araştırmalar yaptık. New York`ta kanser konusunda çalışma yapmak için özel bir gökdelen hazırlanmış. Burada denenen yeni tedavi yöntemleriyle hastaların ömrü uzatılıyor. Memorial Soan- Kettering Kanser Merkezi`ne bağlı dünyanın en büyük araştırma laboratuvarı tam 22 katlı.</p>
<p>Amerika`da Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi akciğer kanserini özel bir ilaçla beş günde iyileştirdiklerini iddia ediyor. Hiç sigara içmeyenlerde sonuçların daha da başarılı olduğu üzerine çalışmalar var. Üstelik bu sonuçlar artık hiçbir şansı kalmayan ilerlemiş kanser hastalarında alınıyor. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında kabul edilen Yale ve Harvard`ı dereceyle bitiren Dr. William Pao şimdi de dünyanın en büyük araştırma laboratuvarı Sloan Kettering`de önemli bir çalışmaya başkanlık yapıyor. Babası kanserden öldüğü için kanser çalışmalarına başlayan Dr. William Pao `Hedef terapi` adlı özel bir tedavi yöntemi geliştirmiş. Bu yöntemle kanser tamamen iyileşmiyor ancak kronik bir hastalığa dönüştürülüyor. Kanseri şeker hastalığı gibi sürekli ilaç kullanarak tedavi etmeye başladığını söylüyor. Çalışması bununla sınırlı değil bazı kanser türlerinde ilaçla tedavi sağladıklarını ve beş günde tümörü yok ettiklerini söylüyor. Dr. Pao, kendi özel laboratuvarında çalışmalarıyla ilgili soruları yanıtladı:</p>
<p><strong>Umudu kalmayan kanserlerde başarı sağladığınız bir tedaviniz var mı?</strong></p>
<p>Var. Akciğer kanserinin bir türünü çok kısa bir sürede tedavi etmeyi başardık. Bir ilaç tedavisi uyguluyoruz. Bu ilaç FDA tarafından onaylanmış ve Amerika`da kullanılan bir ilaç. Hiç başka şansı kalmamış hastalara bunu yüksek dozda verdiğimizde beş günde iyileşme sağladık. Ama küçük bir hasta grubu için bu etkili oldu. Şimdi amacımız tüm kanser türleri için bunu başarabilmek. Hastanın tümörü küçüldükten sonra da ilacı her gün almayı sürdürmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Hastaların ne kadarında bu hızlı iyileşmeyi sağlayabildiniz?</strong></p>
<p>Hastalar patoloji raporlarına baksın. EGFR isimli bir akciğer kanseri türüne sahiplerse bu ilaç tedavisi yüzde 75 başarı oranı sağlıyor. EGFR`nin açılımı Epidermal Growth Factor Receptor Mutant… Kadınlar daha şanslı. Onlarda başarı oranı daha yüksek. Hayatında hiç sigara içmediği halde kanser olanlarda bu ilacın etkisi çok daha fazla oldu. Kanseri iyileştirmeyi başarabildiniz mi? Kanser tümörünü iyileştiriyoruz ama hastalığı tamamen yok edemiyoruz. Kanserin bu türünü kronik bir hastalık haline getirmeyi başarabildik. Hatta birkaç kanser türünde de bu konuda başarılı olduk. Bu bir milyon akciğer kanserinin yüzde 10`unu ilgilendiriyor. Amacımız bütün kanser türleri için bu sonucu elde edebilmek. Hastalar ilaçlarını aldıkları sürece yaşamlarına devam edebilecekler. Kanseri şeker hastalığı gibi bir hastalık haline getirebilmeyi istiyoruz. Bu tekniği başka pek çok kanser türünde uygulamak için yeni çalışmalar yapıyoruz. İlaç tedavisinin hastalarda çok daha etkili olması için de bir başka tedavi metodu geliştirdik.</p>
<p><strong>ADI: HEDEF TERAPİ</strong></p>
<p>Bulduğunuz tekniğin popüler bir adı var mı?</p>
<p>`Hedef Terapi` adını taktık. İyileştirilemeyen ve yayılmış kanser türleri için uyguluyoruz. Hemen sonuç alınabiliyor. Nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Hastalara ilaç tedavisi uygulamadan önce hangi ilaçlara yanıt verebileceğini test ediyoruz. Bu test genetik olarak hastaların ilaca verecekleri yanıtı önceden gösteriyor. Test iki hafta sürüyor, deneyip görmek yerine hasta için en uygun ilacı laboratuvarda buluyoruz. Hasta tedaviye başlamadan bunu biliyor. Böylece yok bu ilaç oldu, diğer ilaç yeterli etkiyi göstermedi, gibi bir risk olmuyor. Uygun ilacı bu testle buluyoruz ve bu kemoterapiyi başka hiçbir yere zarar vermeyecek şekilde uygulayabiliyoruz. Hastaların ömrünü ne kadar uzatmayı planlıyorsunuz? İlaçları kullandıkları sürece başarılı olabileceğimizi düşünüyoruz. 6 ay ömür biçilen bazı hastaları üç yıldır yaşatmayı başardık. Amacımız bu hastaların yaşam süresini daha da uzatmak. Cep telefonu masum vitaminler kanserojen mi? Amerika`nın en ünlü kanser merkezi Memorial Sloan Kettering`in Başkanı Thomas Fabey, kanserle ilgili doğruları yanlışları açıkladı:</p>
<p><strong>E VİTAMİNİ SİGARA İÇENLERİ ÖLDÜRÜYOR:</strong> Sigara kanser yapar. Bunu ilk bu merkez ortaya çıkardı ama sigara paketlerinin üzerine `öldürür` yazısını koydurtmayı ancak 50 yıl sonra başarabildik. E vitamini alan ve sigara içenler daha hızlı ölüyor.</p>
<p><strong>CEP TELEFONUNDAN KORKMAYIN:</strong> Cep telefonlarının, mikrodalgaların kanser yaptığı kanıtlanamadı. Bu konuda pek çok araştırma yapıldı. Ancak hiçbiri cep telefonlarının kanserojen etkisini doğrulamadı. Ben de cep telefonu kullanıyorum, üstelik kalbimin üzerinde taşıyorum, kalp pili olanlar kullanmasın ama onlar dışındakilere bir etkisi olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p><strong>FAZLA C VİTAMİNİ KANSEROJEN:</strong> Özellikle Amerika`da büyük bir vitamin çılgınlığı yaşanıyor. Ama vitaminler o kadar da masum değil. Bu konuda çok araştırma yaptık. Çok fazla C vitamini kansere neden oluyor. Günde bir multivitamin yeter. Meme kanseri olanlara D vitamini verilmezse ölüm riski iki kat artıyor.</p>
<p><strong>BALIK YAĞI YERİNE BALIK:</strong> Biz her şeyin fazlasından kaçmak gerektiğini düşünüyoruz. Mümkünse her şeyin en doğalını tercih edin. Balık yağı yerine örneğin balık yemeyi seçin.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARIN TEDAVİSİ DAHA BAŞARILI:</strong> Çocuklar da kanser oluyor. Ama tedavilerini sürdürürken gördük ki kanser tedavilerine çocuklar daha olumlu yanıtlar verebiliyor.</p>
<p><strong>DETOKS BİR ÇILGINLIK:</strong> Amerika`da tam bir detoks çılgınlığı yaşanıyor. Bundan kaçın. Detoks bir çılgınlık. Kimseye böyle bir şey yapmasını önermem.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/5-gunde-kanser-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ömrü iki kat uzatan aşı</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/omru-iki-kat-uzatan-asi.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/omru-iki-kat-uzatan-asi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 05:24:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[aşının]]></category>
		<category><![CDATA[ömrü iki kat uzatan aşı]]></category>
		<category><![CDATA[tümörle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[tümörü görülen hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun bağışıklık sistemini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Beyin tümörlerinin en tehlikelisi `glioblastoma`ya karşı aşı geliştirildi.
Beyin tümörü türlerinin en sık rastlanan ve en tehlikelisi olan “glioblastoma” tümörü hastalarının yaşam süresi, bir aşıyla 2 katına çıkarılabildi…
Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesinden John Sampson, Amerikan Klinik Onkoloji Birliği’nin (ASCO) Chicago’da düzenlenen 44. yıllık konferansında bu aşının testleri hakkında bilgi verdi.
Aşının ileri derecede “glioblastoma” tümörü hastası olan 23 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-162" title="asi" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/asi-300x224.jpg" alt="" width="240" height="179" />Beyin tümörlerinin en tehlikelisi `glioblastoma`ya karşı aşı geliştirildi.</p>
<p>Beyin tümörü türlerinin en sık rastlanan ve en tehlikelisi olan “glioblastoma” tümörü hastalarının yaşam süresi, bir aşıyla 2 katına çıkarılabildi…</p>
<p>Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesinden John Sampson, Amerikan Klinik Onkoloji Birliği’nin (ASCO) Chicago’da düzenlenen 44. yıllık konferansında bu aşının testleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Aşının ileri derecede “glioblastoma” tümörü hastası olan 23 kişi üzerinde denendiğini belirten Sampson, bu kişilerin teşhisin konulmasından sonra 33 ay yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Sampson’a göre, bu tümörün görüldüğü, şu anki standart uygulamayla tedavi edilen hastalar ortalama 14 ay yaşayabiliyor.</p>
<p>Aşıyla ilgili araştırmada, aşının tümörün tıbbi müdahaleyle alındıktan sonra yeniden ortaya çıkmasını da geciktirdiği ortaya çıktı. Aşılanan hastalarda tümörün ortalama 16,6 ay sonra yeniden ortayla çıktığı, aşılanmayanlarda ise ortalama 6 ay sonra tekrar görüldüğü kaydedildi.</p>
<p>Amerikan Avant Immunotherapeutics Inc. şirketi tarafından üretilen ve Pfizer şirketi tarafından ticari hakları satın alınan aşının, vücudun bağışıklık sistemini, tümörle mücadele etmesi için canlandırdığı belirtildi.</p>
<p>“Glioblastoma” tümörü görülen hastaların yüzde 50’sinin, hastalığın teşhisinin konulmasından sonra 1 yıl içinde hayatını kaybettiği, çok azının 3 yıldan fazla yaşadığı belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/omru-iki-kat-uzatan-asi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>100 kalorilik 20 atıştıma</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/100-kalorilik-20-atistima.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/100-kalorilik-20-atistima.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 05:16:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[100 kalorilik 20 atıştıma]]></category>
		<category><![CDATA[birkaç marul tanesi]]></category>
		<category><![CDATA[domates]]></category>
		<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[salatalık]]></category>
		<category><![CDATA[ton balığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[Açlık krizlerinde imdadınıza yetişecek 100 kalorilik 20 atıştırma.
Aniden gelen yeme içme krizlerini, fazla kalori almadan, ama aynı zamanda gözünüzü ve midenizi mutlu edecek şekilde geçiştirmek için, işte mükemmel bir liste…
Beyaz peynirli, zeytinyağlı domates dilimleri
Akşam yemeğine daha çok mu var? Birkaç dilim domates, peynir ve zeytinyağı ile hazırlayacağınız bu nefis atıştırmayla hem damağınızı hem de midenizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-155" title="kalori" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/kalori-213x300.jpg" alt="" width="170" height="240" />Açlık krizlerinde imdadınıza yetişecek 100 kalorilik 20 atıştırma.</p>
<p>Aniden gelen yeme içme krizlerini, fazla kalori almadan, ama aynı zamanda gözünüzü ve midenizi mutlu edecek şekilde geçiştirmek için, işte mükemmel bir liste…</p>
<p>Beyaz peynirli, zeytinyağlı domates dilimleri<br />
Akşam yemeğine daha çok mu var? Birkaç dilim domates, peynir ve zeytinyağı ile hazırlayacağınız bu nefis atıştırmayla hem damağınızı hem de midenizi doyurabilirsiniz.</p>
<p><strong>Muz</strong><br />
Muz doğal olarak “paketlenmiş” bir meyve, bu sayede çantanızda kolaylıkla taşıyabilirsiniz. Oldukça doyurucu bir atıştırma olan muz, özellikle spor yapanlar için krampları önleyici potasyum zengini bir besin kaynağı.</p>
<p><strong>Yerfıstığı ve yabanmersini kurusu</strong><br />
1 kaşık yerfıstığı ve iki kaşık yabanmersini kurusunu karıştırıp küçük bir plastik torbada taşıyabilirsiniz. Böylece mideniz kazındığında sağlıklı bir atıştırma yanınızda olacaktır.</p>
<p><strong>40 gram kuru kayısı</strong><br />
Çantanızda küçük kese kağıdının içinde 40 gram kuru kayısı bulundurun ve acıktığınızda tüketin. Böylelikle vücudunuz için gerekli olan birçok besin öğesini alırken, kalori bombardımanına uğramayacaksınız.</p>
<p><strong>5 adet küçük bitter çikolata</strong><br />
Bol miktarda kakao içeren bitter çikolata zengin bir antioksidan kaynağı. Yüksek tansiyona da iyi geldiği araştırmalarla kanıtlanan çikolata aynı zamanda enerji veriyor, kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlıyor.</p>
<p><strong>Karides ve dip sos</strong><br />
8 adet pişirilmiş karidesi 4 kaşık yağsız kokteyl sosuna batırarak yiyebilirsiniz.</p>
<p><strong>1 kâse probiyotik yağsız yoğurt</strong><br />
Kalsiyum ve D vitamini ve faydalı bakteriler içeren probiyotik yoğurtlar sindirim sisteminiz için olduğu kadar kemikleriniz için de faydalı bir atıştırma.</p>
<p><strong>Havuç ve humus</strong><br />
Orta büyüklükteki bir havucu 2 tatlı kaşığı humusa batırarak yiyebilirsiniz. Kıtır kıtır yiyeceğiniz havuç sizi biraz oyalayacaktır. Ayrıca hem havuç hem de humus besin kaynağı olarak oldukça zenginler.</p>
<p><strong>Ahududu, yoğurt bal ve müsli</strong><br />
2 çorba kaşığı yoğurtla 1 tatlı kaşığı balı karıştırın.  ahududuları ve müsliyi yoğurdunuza ekleyin ve afiyetle yiyin. Ahududu hem çok lezzetli bir meyve, hem de güçlü bir antioksidan. Bu doyurucu atıştırma sizi öğlen ya da akşam yemeğine kadar tok tutacaktır.</p>
<p><strong>10 adet badem içi</strong><br />
Kuru yemişlerin faydaları saymakla bitmiyor. Badem de bunlardan biri. Ama kilo almak istemiyorsanız fazla abartmayın, bu lezzetli kuru yemişten 10 tane yemeniz hem elinizi hem de midenizi oyalayacaktır.</p>
<p><strong>Peynir ve çok tahıllı ekmek</strong><br />
1 adet yağsız üçgen peynirin yanında bir dilim “çok tahıllı” ekmek, bir sonraki öğüne kadar doyurucu bir atıştırma alternatifi olabilir. Çok tahıllı ekmek vücudunuz için çok faydalı olan B1, B2, B6, B12, niasin, folik asit, demir, kalsiyum, çinko içerir.<br />
<strong><br />
Hindi füme ve 1 dilim tam buğday ekmeği</strong><br />
Protein yönünden zengin bir başka atıştırma: 60 gr hindi füme ve 1 dilim tam buğday ekmeği…</p>
<p><strong>Çilek ve yağsız yoğurt</strong><br />
1.5 kâse dolusu mis kokulu çilekle birlikte 2 tatlı kaşığı yağsız yoğurdu yiyebilirsiniz. Bu hafif ara öğün mükemmel bir C vitamini kaynağı aynı zamanda.</p>
<p><strong>Yumurta ve tam  buğday ekmeği</strong><br />
Yanmaz tavada pişirdiğiniz 2 yumurta akını bir dilim tam buğday ekmeğiyle birlikte yiyerek açlığınızı bastırabilirsiniz.<br />
<strong><br />
Fırında kaşarlı mantar</strong><br />
6-7 adet orta büyüklükteki mantarı yıkayın, saplarını çıkarın ve küçük, topraktan bir kaba dizin. İçlerine az miktarda rendelenmiş kaşar peyniri koyun. Bir tatlı kaşığı zeytinyağını üzerinde gezdirin ve fırına sürün. Doyurucu olduğu kadar lezzetli olan bu pratik atıştırmayı hazırlamak fazla vaktinizi almayacak.<br />
<strong><br />
Bir dilim karpuz ve yağsız beyaz peynir</strong><br />
İşte çekinmeden yiyebileceğiniz bir atıştırma daha; 1 dilim karpuz ve bir parça yağsız beyaz peynir. Yüzde 95`i su olan karpuz idrar söktürücü, böbrekleri temizleyici özelliğiyle biliniyor. İçerdiği B ve C vitaminleri de cabası…</p>
<p><strong>1 kâse dolusu kiraz</strong><br />
Haziran ayı tam da kirazın en bol ve lezzetli olduğu mevsim. Kanı sulandırıp temizleyen bu lezzetli meyve aynı zamanda ağrı kesici özelliğe de sahip.</p>
<p><strong>Patlamış mısır</strong><br />
3 avuç dolusu yağsız patlamış mısır acıktığınızda imdadınıza yetişecek en masum atıştırmalardan…</p>
<p><strong>Ton balığı</strong><br />
Balık besleyici olduğu kadar hafif de bir besin. İşte size ton balığıyla 100 kalorilik 3 öneri:<br />
1- 50 gram ton balığına bolca limon sıkıp kaşıklayın.<br />
2- 30 gram ton balığını bir dilim tam buğday ekmeğinin üzerine sürüp yiyin.<br />
3- 40 gram ton balığı, 1 adet salatalık, birkaç marul tanesi ve 1 küçük domatesten oluşan bir salata hazırlayın. Salatanızı limonla tatlandırın.<br />
(Not: Piyasada satılan en küçük boy ton balığı konservesi 80 gram.)</p>
<p><strong>Kraker</strong><br />
18 adet yağsız, şekersiz krakerle açlığınızı bastırabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/100-kalorilik-20-atistima.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bir seansta selülitler yok olur mu?</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/bir-seansta-selulitler-yok-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/bir-seansta-selulitler-yok-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 05:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bir seansta selülitler yok olur mu?]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[LPG olsun]]></category>
		<category><![CDATA[radyo frekans]]></category>
		<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[seans]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[selülitler]]></category>
		<category><![CDATA[termaj bunlar FDA onaylı cihazlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Olmaz. Selülitleri iyileştiren birtakım uygulamalar var. Yeni  teknolojilerden biri de radyo enerjisi ile kulanılan bir cihaz.
Radyo frekansı ile tek seansta selülitli alanı bir nebze daha iyileştiren bir takım uygulamalar var. Bir seansta selülitlerde bir azalma farkedilebilir. Yapılan işlem selulitli alanı bir nebze daha incelten bir uygulamadır. Seans, yaklaşık 40-45 dakika, uygulayacağınız  bölgenin genişliğine göre 1-1.5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-152" title="guzellik33" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/guzellik33-300x300.jpg" alt="" width="240" height="240" />Olmaz. Selülitleri iyileştiren birtakım uygulamalar var. Yeni  teknolojilerden biri de radyo enerjisi ile kulanılan bir cihaz.</p>
<p>Radyo frekansı ile tek seansta selülitli alanı bir nebze daha iyileştiren bir takım uygulamalar var. Bir seansta selülitlerde bir azalma farkedilebilir. Yapılan işlem selulitli alanı bir nebze daha incelten bir uygulamadır. Seans, yaklaşık 40-45 dakika, uygulayacağınız  bölgenin genişliğine göre 1-1.5 saate kadar  uzayabiliyor. Yapılan işlem birkaç hafta sonra etkisini göstermeye başlıyor. 2,5-3 yıla kadar da etkisini devam ettirdiğini gösteren bilimsel çalışmalar var.</p>
<p>Bu cihazlarla ilgili önemli bir noktayı atlamamak lazım. Dünyada her gün, her hafta yeni bir cihaz çıkıyor. Bunların belli bir test süresi var. Gerçekten etkinliğinin kanıtlanması lazım. Dünyada da bunu organize eden kuruluşlar var. Bunlardan bir tanesi Amerika’da FDA denilen bir kuruluş. Kullandıklarımız LPG olsun, radyo frekans, termaj bunlar FDA onaylı cihazlardır. Yaşam biçiminizi de gözden geçirerek kullanılırsa dördüncü evre bir selüliti birinci evreye dönüştürmese bile bir iki adım sizi iyiye götürebiliyor. Ancak unutulmamalıdır ki tıpta mucize yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/bir-seansta-selulitler-yok-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kalp krizinde acı gerçek</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/kalp-krizinde-aci-gercek.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/kalp-krizinde-aci-gercek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 05:07:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[başının hafif yukarıda yatmasının sağlanması önemli]]></category>
		<category><![CDATA[giysilerin gevşetilerek]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizinde acı gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizinin etileri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krızinin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[kravatının çıkarılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[Ölümlerin çoğu hastaneye yetişemeden geliyor. Yapacağınız ilk müdahale yakınlarınızın hayatını kurtarabilir..
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akın, kalp krizi ölümlerinin yüzde 40 ile 65`inin, kriz belirtilerinin ortaya çıkmasından itibaren 1 saat içinde ve hastaneye ulaşmadan
gerçekleştiğini bildirdi.
Prof. Dr. Akın, yaptığı yazılı açıklamada, kalp krizine bağlı ölümlerin ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-145" title="kalp_krizi" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/kalp_krizi-300x240.jpg" alt="" width="240" height="192" />Ölümlerin çoğu hastaneye yetişemeden geliyor. Yapacağınız ilk müdahale yakınlarınızın hayatını kurtarabilir..</p>
<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akın, kalp krizi ölümlerinin yüzde 40 ile 65`inin, kriz belirtilerinin ortaya çıkmasından itibaren 1 saat içinde ve hastaneye ulaşmadan<br />
gerçekleştiğini bildirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Akın, yaptığı yazılı açıklamada, kalp krizine bağlı ölümlerin ya da kriz sonrası kalpte kalıcı hasar oluşmasının önlenmesinde hastaya erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Bunun için kalp krizi belirtileri konusunda toplumun bilinçlenmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Akın, şunları kaydetti:</p>
<p>“Kalp krizine bağlı ölümlerin yüzde 40-65`i, kalp krizi belirtilerinin başlamasından itibaren 1 saat içinde hastaneye ulaşmadan gerçekleşiyor. Hastaların ve hasta yakınlarının bu konuda bilgilendirilmeleri ve yapacakları ilk müdahale mevcut ölüm oranlarını azaltacağı gibi kriz sonunda vücutta oluşacak zararları da ortadan kaldıracaktır.</p>
<p>Kalp krizinin en önemli belirtisi göğüs ağrısıdır. Bu ağrı, göğsün sol tarafında yaygın, basıcı, ezici, yanıcı ve iğnelenme şeklinde karakter gösterebilir. 3-5 dakika sürebileceği gibi 20-30 dakika arasında da devam edebilir. Omuza, çeneye, sol elin parmaklarına kadar yayılabilir, sırtı vurabilir. Bulantı, kusma, terleme, ölüm korkusunun eşlik ettiği bir panik görünümü vardır. Ağrı hareket ettikçe artabildiği gibi dinlenince geçebilir.“</p>
<p>Ağrının kalp krizi belirtisi olduğu tespit edilmesiyle birlikte hastanın vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna naklinin yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlık kuruluşuna ulaşıncaya kadar hasta yakınlarının nasıl<br />
davranacağı çok önemlidir. Hemen 112 acil çağrıdan hastanın durumuyla ilgili bilgi aktarımı yapılmalı ve ambulans gelinceye kadar hastanın hareket ettirilmemesi, odasının havalandırılması, hastanın üzerindeki giysilerin gevşetilerek, kravatının çıkarılması, başının hafif yukarıda yatmasının sağlanması önemlidir.“</p>
<p>Kalp krizine müdahalede yaşanan gecikmelerin, yüzde 58`inin hastaya bağlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akın, “Gecikme süresi ortalama 4 saat sürebilmektedir. Oysa ilk 2 saatten sonra kalpteki hasar giderek artmaktadır. O halde ölümü engellemek, kalpte oluşacak zararı asgariye indirebilmek için hızlı tanı, hızlı hastaneye sevk ve acil bir şekilde tedaviye başlanması önem taşımaktadır“ görüşünü bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/kalp-krizinde-aci-gercek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bronz ten güzellik değil, deri hasarı!</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/bronz-ten-guzellik-degil-deri-hasari.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/bronz-ten-guzellik-degil-deri-hasari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 05:04:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[bronz ten güzellik değil]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşmanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşmanın zararları nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini ile güçlendirilmiş süt]]></category>
		<category><![CDATA[D vitaminini]]></category>
		<category><![CDATA[deri hasarı!]]></category>
		<category><![CDATA[Deri kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[portakal suyu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta ve somon gibi yağlı balıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: “Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram yok!”
Bronz ten, çoğu insan tarafından sağlıklı görünümle özdeşleştirilir. Özellikle birçok kadına göre ten, ne kadar bronzsa o kadar sağlıklı ve güzel görünüldüğü düşünülür. Ancak uzmanlar tam aksini söylüyor.
Deri Hastalıkları Uzmanlarına göre bronzluğun anlamı “güzellik” değil, “deri hasarı”. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr.Sadiye Kuş, “Yaşam boyu 5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-142" title="bronzlasma" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/bronzlasma-300x200.jpg" alt="" width="240" height="160" />Uzmanlar uyarıyor: “Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram yok!”</p>
<p>Bronz ten, çoğu insan tarafından sağlıklı görünümle özdeşleştirilir. Özellikle birçok kadına göre ten, ne kadar bronzsa o kadar sağlıklı ve güzel görünüldüğü düşünülür. Ancak uzmanlar tam aksini söylüyor.</p>
<p>Deri Hastalıkları Uzmanlarına göre bronzluğun anlamı “güzellik” değil, “deri hasarı”. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr.Sadiye Kuş, “Yaşam boyu 5 defadan fazla güneş yanığı geçirmek, deri kanseri geliştirme riskini 2 kat artırıyor” diyor.</p>
<p>Deriye doğal rengini veren koyu pigmente “melanin” adı verilir. Melanin, “melanosit” adı verilen pigment hücreleri tarafından üretilir. Derimiz güneşe maruz kaldıktan sonra, melanositler daha fazla ultraviyole ışını absorbe edebilmek için, daha fazla melanin üretmeye başlar. Böylece cilt rengi koyulaşır. Gerçekte bronzlaşma derinin çoktan güneş hasarı gördüğünün ve kendini bundan korumaya çalıştığının bir işaretidir. Ne yazık ki bronz görünüm, pek çok kişi tarafından sağlık göstergesi olarak algılanmasına rağmen, sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram bulunmamaktadır.</p>
<p>Güneş yanığından sakınmalı!</p>
<p>Yaşam boyu 5 defadan fazla güneş yanığı geçirmek deri kanseri geliştirme riskini 2 kat arttırmaktadır. Melanom adı verilen en tehlikeli deri kanseri tipinin, ağır güneş yanığı öyküsü gibi, kısa süreli yoğun güneşe maruz kalma sonucu ortaya çıktığı unutulmamalıdır.</p>
<p>Neden güneş konusunda dikkatli olmalıyız?</p>
<p>Bilindiği gibi güneşin kısa ve uzun vadeli pek çok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Kısa vadeli etkiler arasında güneş yanıkları, bronzlaşma ve çiller sayılabilir. Uzun vadeli etkiler arasında kırışıklık ve lekeler gibi foto yaşlanma belirtileri ve deri kanseridir. Her beş deri kanseri olgusundan dördünde neden, güneşin ultraviyole ışınlarıdır.</p>
<p>Güneş koruyucular nasıl etki gösterir?</p>
<p>Güneş koruyucular ikiye ayrılır :<br />
1)Ultraviyole ışınlarını sünger benzeri absorbe eden organik/kimyasal filtreler.<br />
2)Bu ışınları ayna gibi yansıtan inorganik/fiziksel filtreler.</p>
<p>Güneşten koruma faktörü (SPF), UVB nin yol açtığı kızarıklığa karşı koruma miktarını, böylece güneş koruycuların etkinliğini gösteren bir ölçü birimidir.</p>
<p>Güneş koruyucu bir ürün alırken içeriğinde nelerin olmasına dikkat etmeliyiz?<br />
En az 15 koruma faktörlü ürünler tercih edilmelidir. Ancak SPF’nin sadece UVB ışınlarına karşı koruma için bir ölçü olduğu unutulmamalı. Kullanacağınız güneş koruyucusunun deri yaşlanmasında, güneş yanıklarında ve kanser oluşumunda etkili olan UVA ışınlarına karşı da etkili olabilmesi için geniş spektrumlu bir ürün olması da önemlidir.</p>
<p>Güneş koruyucu bir ürün alırken aşağıdaki maddelerden birkaçını içermesine dikkat edilmelidir:<br />
UVB’ye karşı koruyan : Padimate O (Octyldimethyl PABA), Homosalate, Octisalate (Octyl salicylate), Octinoxate (Octyl methoxycinnamate or OCM)<br />
UVA’ya karşı koruyan :<br />
Avobenzone (Parsol 1789), Zinc Oxide, Ecamsule (Mexoryl)<br />
UVA ve UVBye karşı koruyan :<br />
Octocrylene, Titanium Dioxide, Zinc Oxide , tinosorb</p>
<p>Hangi deri tipine hangi güneş koruyucular önerilmektedir?</p>
<p>Dermatologlar deri tiplerini genellikle fototip 1’den (kolay yanan ancak bronzlaşamayan) fototip 6’ya (kolay yanmayan koyu siyah ten) kadar 6 kategoriye ayırırlar. Daha koyu ten rengine sahip kişiler, açık tenlilere göre daha fazla doğal güneşten korunma kapasitesine sahiptir. Tip 2 genellikle kolay yanar ancak minimum bronzlaşır. Deri tipi 1 ve 2 olan kişiler mutlaka tüm güneşten korunma yöntemlerine ek olarak en az 30 faktörlü bir güneş koruyucu kullanmalıdır. Tip 3, bronzlaşabilmekte ve bazen güneş yanığı olabilmektedir. Akdenizli deri tipine sahip olan kişiler (Tip 4) kolay bronzlaşabilmekte ve nadiren güneş yanığı olmaktadır. Deri tipi 3 ve 4 için en az 15 koruma faktörlü bir ürün gerekmektedir. Deri tipi 5 ve 6 olan kişilerin ise yoğun ve uzun süre güneşe maruz kalacakları durumlarda güneş koruyucu kullanmaları önerilir.</p>
<p>Güneş koruyucular nasıl kullanılmalıdır?</p>
<p>Birçok etken, güneş koruyucuların etkinliğini etkiler. Bunlardan biri de kullanılan miktardır. Yapılan çalışmalarda güneş koruyucu kullananların bu ürünleri gerekenden daha az miktarda uyguladığı saptanmıştır. Ayrıca sırt, boynun iki yanı, şakaklar ve kulaklar sıklıkla güneş koruyucunun atlandığı bölgeler.<br />
Güneş koruyucular, deri yüzeyine santimetrekareye 2 mg gelecek şekilde uygulanmalıdır. Daha az kullanıldığı takdirde koruma oranı düşmektedir. Bunun için de uygulaması için pratik bir yöntem önerilmektedir: Yüz, boyun ve tek kol için her bir alana en az yarım tatlı kaşığı; gövde, ön yüz, arka yüz, tek bacak için en az birer tatlı kaşığı.<br />
Güneş koruyucular, güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce sürülmeli dışarı çıkmadan hemen önce tekrarlanmalıdır. Bu uygulama, hem atlanan alan yüzeyini minimuma indirmeyi, hem de optimum güneş koruyucu miktarının kullanılmasını sağlar.<br />
Güneş koruyucular 2-3 saatte bir, özellikle yüzme, terleme ya da havlu ile kurulanma sonrası tekrarlanmalıdır.</p>
<p>Güneşten korunma ile ilgili ne tür önlemler alabiliriz?</p>
<p>Özellikle 10.00-14.00 arası gölgede bulunulmalı. Ancak güneşin yüzeylerden yansıyarak gölgede bile bizlere ulaşacağı unutulmamalı.<br />
Sadece plajda değil, yapılacak her türlü açık hava aktivitesinde (bahçe ile uğraşma, açık hava sporları yapma ya da izleme, alışveriş) güneşe maruz kalınacağı unutulmamalı.<br />
Kıyafetler, şapka ve gözlükle korunmaya özen gösterilmeli. Kol ve bacakları örtecek sık dokunmuş kumaşlardan üretilen koyu (lacivert, siyah) ya da parlak renkli (turuncu, kırmızı) giysiler tercih edilmeli. Giysi ışık geçiriyorsa UV ışınlarının deriye ulaşacağı unutulmamalıdır.<br />
Su, giysilerin ışık geçirgenliğini arttırır. Bu nedenle ıslak giysilerin yeterli derecede korumayacağını unutmayın. Kulakları enseyi ve yüzü koruyacak geniş kenarlı şapkalar tercih edin.<br />
En az 15 koruma faktörlü bir ürün her gün düzenli olarak kullanılmalı. Deri tipi 1 ve 2 olan kişilerde bu en az 30 olmalıdır.<br />
Güneş koruyucu sürerken özellikle dudak, kulak, göz çevresi, boyun, el ve ayak sırtı unutulmamalıdır.</p>
<p>Çocuklar için alınması gereken farklı bir önlem var mı?</p>
<p>Altı aydan ufak bebekler doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.<br />
Bu nedenle dışarı çıkarken kol ve bacaklarını örtecek şekilde giydirilmeli ve mutlaka geniş kenarlı bir şapka giydirilmelidir.</p>
<p>Güneş koruyucu ürünler, bebeklerde, 6 aydan sonra kullanılmaya başlanabilir.<br />
Güneş ışınları için daha geçirgen bir ortam sağladığından, asla dışarıya çıkmadan önce bebeyağı uygulamayınız.</p>
<p>Çocuğunuzun pusetinin yeterli derecede güneşten koruyacak aksesuara sahip olduğundan emin olunuz.</p>
<p>Açık havadan faydalanılacak saatleri, akşam üzeri ve sabah erken gibi güneşin dik gelmediği zamanlara ayarlayın.</p>
<p>Çocukluk çağında tek bir ağır güneş yanığının, yaşam boyu deri kanseri geliştirme riskini arttırdığını unutmayın.</p>
<p>Çocuğunuzun sizi örnek aldığını unutmayın. Siz kendinizi güneşten korumaya özen gösterirseniz, çocuğunuz da güneşten korunma alışkanlığını kolaylıkla benimseyecektir.</p>
<p>Güneş ışınlarından kaçınmanın, yeterli D vitamini sentezini engelleyeceği yönündeki eleştirilere katılıyor musunuz?</p>
<p>Güneş ışınlarının vücutta D vitamini üretimini sağladığı biliniyor. Kişiler yeterli D vitaminini, güvenli bir şekilde, gıdalar ve vitamin desteğiyle, az miktarda güneş ışınına maruz kalarak (haftada 3 gün, 10 dakika), deri kanseri riskini artırmadan da sağlayabilir.</p>
<p>D vitamini hangi gıdalardan sağlanabilir?<br />
D vitamini ile güçlendirilmiş süt, portakal suyu, yumurta ve somon gibi yağlı balıklar uygun olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/bronz-ten-guzellik-degil-deri-hasari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>erik yiyin ama tuzlamadan!</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/erik-yiyin-ama-tuzlamadan.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/erik-yiyin-ama-tuzlamadan.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 04:59:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[A ve E vitaminleri]]></category>
		<category><![CDATA[C]]></category>
		<category><![CDATA[erik yiyin ama tuzlamadan!]]></category>
		<category><![CDATA[idrar söktürücü ve terletici özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[riğin regl düzenleyici]]></category>
		<category><![CDATA[sağlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Eriğin faydaları saymakla bitmiyor ancak malum alışkanlıktan uzak durmak şartıyla..
Eriğin, karaciğer, kalp, böbrek ve romatizma hastalıkları ile sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi geldiği bildirildi.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Utku Çopur, eriğin, sahip olduğu zengin vitamin içeriği, çeşitli hastalıklara karşı gösterdiği olumlu etki ve düşük kalorisi nedeniyle çok faydalı bir meyve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-139" title="erik" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/erik-297x300.jpg" alt="" width="238" height="240" />Eriğin faydaları saymakla bitmiyor ancak malum alışkanlıktan uzak durmak şartıyla..</p>
<p>Eriğin, karaciğer, kalp, böbrek ve romatizma hastalıkları ile sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi geldiği bildirildi.</p>
<p>Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Utku Çopur, eriğin, sahip olduğu zengin vitamin içeriği, çeşitli hastalıklara karşı gösterdiği olumlu etki ve düşük kalorisi nedeniyle çok faydalı bir meyve olduğunu söyledi.</p>
<p>Eriğin düşük kalorisi nedeniyle diyet uygulayan kişilerce de tercih edilen meyvelerin başında geldiğini, iklim açısından çok şanslı olan Türkiye`de ilkbahardan yaz sonuna kadar çeşit çeşit erik bulmanın mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çopur, “Bugün Türkiye`de yetişen eriklerin bir kısmı yerli, bir kısmı da yabancı çeşitlerdir. Türkiye`deki en tanınmış erik çeşitleri, `can`, `papaz`, `mürdüm` ve `tatlı üryani` erikleridir. `Can eriği`, genellikle yeşil olarak tüketilir. Bu tüketim şekli ülkemize özgüdür” dedi.</p>
<p>ERİĞİN FAYDALARI</p>
<p>Prof. Dr. Utku Çopur, eriğin bağırsak faaliyetini artırıcı etki gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ayrıca potasyum ve magnezyum minerali açısından da zengin bir meyve olduğu bilinmektedir. Eriğin karaciğer, kalp, böbrek ve romatizma hastalıkları ile sindirim rahatsızlığı çeken ve tuzsuz diyet uygulayan kişilerce tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca eriğin regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terletici özellikleri de bulunmaktadır. Çiğ erikte çeşitli minerallerin yanı sıra C, A ve E vitaminleri ile beta karoten de bulunuyor.”</p>
<p>Prof. Dr. Çopur, eriğin komposto, reçel, marmelat şeklinde tüketildiğinde ilave edilen şekerden dolayı kalori değerinin arttığını, bu nedenle vitamin ve minerallerden daha sağlıklı bir şekilde yararlanabilmek için taze olarak tüketiminin önerildiğini bildirdi. Eriğin Anadolu`da kurutularak da tüketildiğini ifade eden Prof. Dr. Çopur, “Kurutulmuş eriğin besin değerinin tazesine göre daha yüksek olduğu bilinmekte ve pişirilmeden tüketilmesi tavsiye edilmektedir” dedi.</p>
<p>ERİĞİ TUZLAMADAN YİYİN</p>
<p>Bursa Yüksek İhtisas Hastanesinde görevli diyetisyen Aynur Aydın da Türkiye`de birçok çeşidi bulunan eriğin, içeriğindeki vitamin ve mineraller bakımından yararlı bir meyve olduğunu söyledi. Özellikle ilkbaharda çıkan yeşil eriğin tuzlanarak yenildiğini ifade eden Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu bir damak zevki ama erik tuzlanarak yenmemeli. Çünkü fazla tuz tüketimi zararlıdır. Eriğin tuzlanarak yenmesi, vücuda gereksiz yere tuz alınmasını sağlıyor. Gereksiz tuz kullanımı, özellikle riskli gruplarda böbrek ve tansiyon rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Ayrıca eriğin tuzlanarak yenmesi bizi her şeyde tuzlu yemeye alıştırabilir. Bunun için eriği tuzlayarak yemekten kaçınmalıyız.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/erik-yiyin-ama-tuzlamadan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hangi besin hangi hastalığa iyi geliyor?</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/hangi-besin-hangi-hastaliga-iyi-geliyor.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/hangi-besin-hangi-hastaliga-iyi-geliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Apr 2010 15:11:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[maden suyunun yararları]]></category>
		<category><![CDATA[mide probleminin belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[mide yanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[mukoza koruyucu bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[patatesin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk havaların etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[tarçının yararları]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuz kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[vücuda direnç kazandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurdun yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağının yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, hastalıklarla savaşmak için doğru beslenmenin olmazsa olmaz şartların başında geldiğini belirtiyor. Doğru beslenebilmek için ise hangi yiyeceğin hangi hastalıklara iyi geldiğinin bilinmesi gerekiyor. Sizin için bu konu ile ilgili küçük bir rehber hazırladık.
Doğru beslenme ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklarla savaşmak mümkün… Ancak, hangi yiyeceğin neye fayda sağladığını bilmek gerekiyor.
Zaman zaman başımız ağrır, sinirlerimiz bozulur, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-135" title="BESİN" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/BESİN.jpg" alt="" width="218" height="163" />Uzmanlar, hastalıklarla savaşmak için doğru beslenmenin olmazsa olmaz şartların başında geldiğini belirtiyor. Doğru beslenebilmek için ise hangi yiyeceğin hangi hastalıklara iyi geldiğinin bilinmesi gerekiyor. Sizin için bu konu ile ilgili küçük bir rehber hazırladık.</p>
<p>Doğru beslenme ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklarla savaşmak mümkün… Ancak, hangi yiyeceğin neye fayda sağladığını bilmek gerekiyor.</p>
<p>Zaman zaman başımız ağrır, sinirlerimiz bozulur, uykusuz geceler geçiririz, sürekli kendimizi yorgun hissederiz ya da soğuk havaların etkisi ile gribe yakalanırız. Böyle durumlarda hemen ilaca sarılmak yerine, mutfağa koşmak ve sorunumuzla ilgili yiyecekleri yiyerek, doğal yoldan çare bulmak en doğrusu. Bunun için hangi rahatsızlığımıza hangi yiyeceğin faydalı olduğunu bilmemiz gerekiyor.</p>
<p>Keten tohumu</p>
<p>Mide borusundaki yanmalar ve ağızda ekşimsi bir tat oluşturan geğirmeler, bir mide probleminin belirtileridir. Bu tür problemler mukoza koruyucu bitkilerle, örneğin ebegümeci ve keten tohumu ile giderilebilir.</p>
<p>Arpa</p>
<p>İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini, vücuda direnç kazandırır. Ayrıca ABD’deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpadan yapılan ürünlerin yenilmesinin kolestorel oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtlamıştır.</p>
<p>Lahana</p>
<p>Mayalanma sırasında laktik asit üretir. Bu da sindirim sistemindeki zararlı bakterileri öldürerek, sindirime yardımcı olur. Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp, aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor. 4′te 1 lahanayı yıkayıp, kalın şeritler halinde doğrayın. 1 kerevizi soyup doğrayın. 1 havucu temizleyip dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp, sabah-akşam suyunu için.</p>
<p>Yoğurt</p>
<p>Günde 150 gram yoğurt, vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar. Meyveli yoğurtlara şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar.</p>
<p>Tarçın</p>
<p>Mide yanmalarını alır. Kusma hissini engeller.</p>
<p>Hindistan cevizi</p>
<p>Sütlü içeceklere eklendiği zaman, mideyi gevşetici ve gaz alıcı bir etki yaratır. Mide bulantılarını önler.</p>
<p>Karnabahar</p>
<p>Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından koruyarak tüm sorunları giderebilir. İçeriğinde bulunan gefarnato maddesi, ülser ilacının ham madesi olarak kullanılıyor.</p>
<p>Patates</p>
<p>Çiğ patates suyu, mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup, katı meyve presinde suyunu sıkın. Su, havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için.</p>
<p>Elma sirkesi</p>
<p>Salatalarda ya da mezelerde elma sirkesi kullanın.</p>
<p>Maden suyu</p>
<p>Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor.</p>
<p>Ispanak</p>
<p>Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin.</p>
<p>Zeytinyağı</p>
<p>Çiğ olarak kullanıldığında, besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor.</p>
<p>Baklagiller</p>
<p>Fasulye, bezelye ve mercimekte bulunan bioflavionid maddesi, midenin koruma faktörünü yükseltiyor.</p>
<p>Muz</p>
<p>Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırır. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.</p>
<p>Kızarmış ekmek</p>
<p>Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak, yanma hissini gideriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/hangi-besin-hangi-hastaliga-iyi-geliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>enginar kolestrol ve romatizmanın ilacı</title>
		<link>http://www.zayiflama-ilaclari.com/enginar-kolestrol-ve-romatizmanin-ilaci.html</link>
		<comments>http://www.zayiflama-ilaclari.com/enginar-kolestrol-ve-romatizmanin-ilaci.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Apr 2010 13:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yilmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[B6 ve C vitaminleri]]></category>
		<category><![CDATA[d]]></category>
		<category><![CDATA[D2]]></category>
		<category><![CDATA[enginar kolestrol ve romatizmanın ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol ve damar sertliği]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zayiflama-ilaclari.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[
Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Vedat Şeniz, enginarın besin değerinin çok yüksek olduğunu, ayrıca yüksek düzeyde karbonhidrat ve protein içerdiğini söyledi. Enginarın kalsiyum, magnezyum, manganez ve fosfor ile birlikte A, D, D2, B6 ve C vitaminleri içerdiğini belirten Şeniz, şöyle konuştu: Enginarda bulunan `ciarin` isimli madde karaciğer, safra kesesi, böbrekler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-106" title="enginar" src="http://www.zayiflama-ilaclari.com/wp-content/uploads/enginar-300x300.jpg" alt="" width="240" height="240" /><br />
Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Vedat Şeniz, enginarın besin değerinin çok yüksek olduğunu, ayrıca yüksek düzeyde karbonhidrat ve protein içerdiğini söyledi. Enginarın kalsiyum, magnezyum, manganez ve fosfor ile birlikte A, D, D2, B6 ve C vitaminleri içerdiğini belirten Şeniz, şöyle konuştu: Enginarda bulunan `ciarin` isimli madde karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Romatizma, üre, kolesterol ve damar sertliğine de iyi gelir. Sebze olarak yenmesinin yanı sıra yapraklarının suyunun kaynatılarak içilmesi de faydalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflama-ilaclari.com/enginar-kolestrol-ve-romatizmanin-ilaci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

